BAŞBAKAN ERDOĞAN REFERANDUM MİTİNGLERİ ÇERÇEVESİNDE 3 EYLÜL(YARIN) GÜNÜ AMED'DE OLACAK...
ERDOĞAN BÖLGEYE GİTMEDEN ÖNCE OLAĞANÜSTÜ TEDBİRLER ALINMIŞ DURUMDA...ÇEVRE İLLERDEN POLİS SEVKİYATI,POLİSE VERİLEN 11 GÜNLÜK ARAMA İZNİ VS AMED'DE ALINAN OLAĞANÜSTÜ TEDBİRLERİN GÖSTERGELERİNDEN SADECE BİRKAÇI...
EĞER BAŞBAKAN EN BAŞINDAN BERİ SAMİMİ OLMUŞ OLSAYDI BUGÜN BÖLGE İLLERİNDE HERHANGİ BİRİNE GİDERKEN BU KADAR GÜVENLİK TEDBİRİ ALMAK ZORUNDA KALMAZDI...
KÜRT SORUNUNA GERÇEKÇİ BİR BAKIŞ AÇISI İLE YAKLAŞAN KİM OLURSA OLSUN BÖLGEDE SAYGIYLA KARŞILANIR...
AKP HÜKÜMETİNİN BU KADAR ÖZEL GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALMASININ EN BÜYÜK NEDENİ BÖLGEDE ATRIK İTİBAR GÖREMEMESİNDEN KAYNAKLANIYOR...BÖLGE HALKI AKP'NİN GERÇEK YÜZÜNÜ GÖRDÜ VE BU SAATTEN SONRA NE AKP NE DE BAŞKA BİR PARTİ BU GÜVENİ KOLAY KOLAY YERİNE GETİREMEZ...BU YÜZDENDİR Kİ BDP'NİN ALMIŞ OLDUĞU 'BOYKOT' KARARI BU DERECE SAHİPLENMİŞ DURUMDADIR...
BAŞBAKAN'IN AMED KONUŞMASI İLE İLGİLİ BEKLENTİLER OLUŞMUŞ OLABİLİR ANCAK GEREK KENDİ AÇIKLAMALARI GEREKSE DE DİĞER MEYDANLARDA SÖYLEDİĞİ SÖZLER AMED KONUŞMASININ NE DERECE 'TEK' Çİ BİR ZİHNİYETLE YAPILACAĞI ORTAYA ÇIKMIŞTIR...BU YÜZDEN KÜRT HALKI BAŞBAKAN AMED'DE NE KONUŞACAK DİYE MERAK ETMİYOR ARTIK..ÇÜNKÜ ÇOK İYİ BİLİNİYOR Kİ BAŞBAKAN YİNE ' TEK' LEYECEK...
KÜRT HALKI AKP HÜKÜMETİNE VE TEKÇİ ZİHNİYETİNE EN GÜZEL CEVABI SANDIKLARDA VERECEKTİR...
İLK CEVABI REFERANDUMU "BOYKOT" EDEREK İKİNCİ CEVABI DA GENEL SEÇİMLERDE AKP'Yİ BÖLGEDE TABELA PARTİSİ YAPARAK VERECEKTİR ÇÜNKÜ AKP'NİN DÖRT YANLIŞI BİR DOĞRUSUNU GÖTÜRDÜ...
SAYIN OSMAN BAYDEMİR'İN DE DEDİĞİ GİBİ GEÇMİŞTE KÜRT HALKINI KANDIRDINIZ AMA ARTIK KANMAYACAĞIZ..
Bİ XUDE KANMAYACAĞIZ...
Bİ QUR'AN KANMAYACAĞIZ...

SON AŞK
Hasretinle geçiyorken bu gençlik çağım,
Ey sevdiğim, ben ümitsiz değilim gene
Ak... düşünce saçların kumral rengine
Kollarında son aşıkın ben olacağım.
Ey başında şimdi sevda rüzgarları esen,
Böyle her gün yollarımdan geçsen de süzgün
Sen benimsin büsbütün terk olunduğun gün ...
O mukadder günü, bilmem, düşündün mü sen?
Ben bir beyaz saçlı aşık, sen bir ihtiyar ...
O gün bana yalaşırken ey ilahi yar,
Esirgeme gözlerimden bir son buseni,
Kirpiğinden yavaş yavaş bir damla aksın,
Çünkü, ruhum, sen de o gün anlayacaksın
Ki hiç kimse benim kadar sevmemiş seni!
Faruk Nafiz ÇAMLIBEL
Erol Berxwedan – Yare Tu Zani Sözleri
Ez aşıqê cawe tê mê
Ez aşıqe bejna tê mê
Ez aşıqê soza te mê yare tu zani
Ez aşığê soza te mê yarâ deLaLi
Mal barkîr yar çû zozanâ
Şiwan bêz bêrda xozanâ
Ez bûm qûLiL’kê sêr-dara
Yare tu zani
Ez bum qulil’ke ser dara
Yarâ deLaLi
Ez aşıqê cawe tê mê
Ez aşıqe bejna tê mê
Ez aşıqê soza te mê yare tu zani
Ez aşığê soza te mê yara deLaLi
Yare tu gûL ez bûLbuLûm
Dêşt u çiyan tê dîgêrim
Jı bo na’tê wêz dîmirîm
Yare tu zani
Jı bo na’tê wêz dîmirîm
Yarâ deLaLi
"İKLİMSİZ,KAÇAK YAĞMURLAR GETİRDİM GÖĞÜNE
HEYBEMDE ÇÖL YANGINI KAVRUK AŞKLAR,
MEZOPOTAMYA ÇOCUKLARINI ÖPTÜM DE GELDİM,
MUNZURUN SERİN SULARINI SERPTİM YÜZÜME,
ZAGROS'TAN ÇİÇEKLER TOPLADIM SANA NASIRLI YÜREĞİMLE,
BİR DAĞ CEYLANI ÜRKEKLİĞİ EKLEDİM KENT YORGUNU YÜREĞİME,
EĞDİRMEDİM BAŞIMI BAŞIBOŞ ECELSİZ ÖLÜMLERE...
MAPUS DAMLARINDA UYKUSUZLUĞA ÇAKILAN GÖZLER VARKEN DEĞDİRMEDİM KİRPİKLERİMİ,UYUMADIM ÖYLESİNE...
ÖKSÜZ ÇOCUKLAR BÜYÜTTÜM YETİMLİĞİMİN YETMEZLİĞİNDE,
SONU OLMAYAN BAHARLAR GETİRDİM ZEMHERİ ÖMRÜNE,
HAZANLAR TOPLADIM SOLGUN BAKIŞLARINDA,
GÖNÜLE DÜŞŞEN YİTİK TÜRKÜLER GETİRDİM YÜREĞİNE DİLLERE DÜŞMEYESİN DİYE...
DAĞLARA KURBAN EDİLEN OĞULLARIN,KAN YÜREKLİ ANALARIN AĞITLARINI GETİRDİM,
GÜNEŞTEN KORKAN YÜREKLERİ TEMMUZ ATEŞİNDE YAKTIM DA GELDİM...
DİKENLİ TELLER DÖŞENMİŞ YOLUMA BİLİRİM,
SINIRIN ÖTESİNDEYİM BİLİRİM,
KALABALIKTIR YÜREĞİN,MÜLTECİ OLAMAM BİLİRİM,
HASRETİNE SÜRGÜN OLUP,DÜŞLERİMİ VURUP ÖNÜME,
SOL YANIMA VURGUN İNDİRİP GİDERİM..."
Uzunca bir süredir, Kürt özgürlük hareketinin her yeni gündem oluşturduğunda gazetesi aracılığıyla konuya dahil olarak kendini gündeme getiren Ahmet Altan, dün de BDP yöneticilerine hakaret içeren bir yazı kaleme alarak, bu partiyi artık, "boykot" edeceklerini açıkladı. Son bir kaç ay içerisinde, Kürt siyasetçileri tarafından yalan haber yazdıkları ve kendilerine ilişkin haberleri manipüle ettikleri için tekzip edilen Altan yönetimindeki Taraf Gazetesi bu suçlamalara doyurucu bir cevap da verebilmiş değil.
Altan, "boykot" kararını açıkladığı yazısında da, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, tekzibini gerekçe gösterirken, kendi haberlerini doğrulayacak hiçbir kanıt sunmamaktadır. Altan'ın bu kararında kısa bir süre önce gazetesinin KCK yöneticileri ile röportaj yapma talebinin Taraf'ın yayın politikası nedeni ile reddedilmesi etkili olmuş mudur bilinmez. Ancak, bu fakir de kısa bir süre önce Ahmet Altan'ın gazetesinin yaptığı haberleri boşa çıkaran bir yazıyı nasıl manipüle ettiğini yazdı.
KENDİ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ BEYAN ETME…
Ayrıca, PKK Ergenekon ilişkisini kurmaya çalışan zorlama haberleri nedeni ile de bir çok kez tekzip edilen Taraf'ın, bugün açığa çıkan Devlet ve hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelere değinmemesi de dikkate değerdir.
Altan yönetimindeki Taraf'ın bu konudaki yayın politikası, Gramsci'nin hegemonyanın üretilmesinde, "modern aydınların sadece konuşmacılar olmadıklarını, eğitim ve medya gibi ideolojik aygıtlarla toplum inşasına ve egemenlik üretilmesine yardımcı olan yöneticiler ve düzenleyiciler oldukları" tezini doğrular niteliktedir.
Ahmet Altan'ın, "Kürtler'e duyduğu saygı" özünde bir anlamda kendi üstünlüğünü beyan etme biçimidir. Altan'ı bu "acımasız boykota" iten nihai sebep ise bir türlü üzerinde tahakküm kuramadığı Kürt direnişinin sürekliliği sayesinde O'nu boşa çıkarmış olmasıdır.
LİBERAL OTORİTER KİŞİLİK
Altan'ın , "Ben BDP’li politikacılardan da, hoyratlıklarından da sıkıldım, çocuğum yaşındaki birinden hakaretler işitmek de hoşuma gitmiyor, yazı işlerindeki arkadaşlarımın neredeyse tümü karşı çıktı ama ben bundan sonra BDP yönetiminden demeç istemiyorum" satırları liberal otoriter kişiliğin, "aydınlanmamış Kürtlerin" onun, "yol göstericiliğini" reddetmeleri karşısında duyduğu hıncın ifadesinden başka bir şey değildir. Altan'ın doğrular yerine meseleyi kendisinden küçük ya da büyüklerle muhatap olma seviyesine indirgeme çabası da savunabilecek bir doğrusunun olmadığı durumlarda muhafazakar gerici ahlak anlayışına dört elle sarılma çaresizliğidir.
Öte yandan bunca yalanlama karşısında Taraf Gazetesi bileşenlerini aymazlaştıran, günümüz filozoflarından Slavoj Žižek 'in 'Suçüstü yakalanan lider' için dile getirdiği gibi, "Öznelerin liderin başarısızlığını yada iktidarsızlığını açığa vuran talihsizliği ortak bir tavır takınarak görmezden gelmeleri grubun dayanışmasını güçlendirir. Ortak bir yalan bir grup için hakikatle kıyaslanmayacak kadar etkili bir bağdır."
FOLKLORİK ÖTEKİ
Taraf Gazetesi'nde yazan Kürtler'in Altan'ın Kürt sorununa bakışına bu denli yakın olmaları dikkat çekicidir. Taraf'ta yazı yazan bazı Türk ve Rum yazarlar anayasa referandumunda, BDP'nin tavrını desteklerken Kürt kalemlerin sıkı sıkıya Altan'ın yanında olmaları yaşanan patolojinin boyutlarını göstermektedir. Altan'ın, gazetesinde yazan Kürtler'e yaklaşımı da, liberal ideolojinin 'hoşgörüsü' gereği özünden yoksun bırakılmış folklorik Ötekiye göz yumması; ancak 'gerçek' Ötekiyi ise, 'Fundamentalizmi' yüzünden anında reddetmesine benzer.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, referandum kampanyası için yaptığı mitinglerde Kürt Özgürlük hareketi ve BDP'ye yönelik saldırgan tutumuna paralel olarak Altan'ın aldığı, "boykot" kararı da iki figürün de Türk milliyetçiliğinin sığ sularındaki iş birliğini göstermektedir. Yazısının sonunda BDP'lilere, "12 Eylül anayasasının değişmesini istemeyen gazetelerle konuşsun" diye seslenen Altan, bu tavrıyla da kendisinin ve gazetesinin sadece kendi evetçi siyasal hamileri yanındaki yerini beyan ediyor. Belli ki, Altan bu tavrıyla, hangi iktidara itaat edersem vicdanım rahat eder kaygısıyla sürekli kendisinin öğütlerini izleyecek iyi bir efendi arayışı içerisinde.
AKP İLE MİLLİYETÇİ ÇİZGİDE BULUŞMA
Zaman zaman eleştiriyor gibi göründüğü AKP ile milliyetçi çizgide sık sık buluşan Altan, Žižek'in liberal entelektüellerin temel özelleri olarak sıraladığı gibi; milliyetçiliği reddeder, onunla alay eder, ama yine de güçsüz bir büyülenme ile gözlerini ondan alamaz. Milliyetçiliği itham etmenin getirdiği entelektüel haz Altan'ın kendi iktidarsızlığını ve başarısızlığını başarıyla açıklamasının verdiği tatmin hissine tekinsiz denecek ölçüde yakındır.
Kısaca, bu ikiyüzlü tiyatro, Bergson’un, Moliere'in, "Tartuffe"üne getirdiği yoruma ne çok benziyor: "Kendini ikiyüzlü rolüne o kadar kaptırmıştır ki, bu rolü adeta içtenlikle oynamıştır. Bu şekilde ve ancak bu şekilde komik olur. Bu saf maddi içtenlik olmasa uzun ikiyüzlülük pratiği sayesinde doğal davranış yolları haline gelmiş olan tavır ve konuşmaları olmasa, Tartuffe sadece iğrenç olurdu..."
ANF NEWS AGENCY
Belki Yine Gelirim
Cemile Çakır hocaya
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler
Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü
Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların
Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma
Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim
Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük
Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün